10 Aralık 2017 Pazar

Sofie'nin Dünyası - Jostein Gaarder

Yazar 13 yaşında kütüphaneye giderek felsefi kitabı okumak istediğini söyle ama görevli onun yaşına göre bir kitap olmadığını söyleyerek isteğini geri çevirir.İleride bu duruma istinaden gençlerin çocuklarında sıkılmadan okuyabileceği anlayabileceği bir kitap yazar buda Sofie'nin Dünyasıdır.

Evet başta her şey güzel gelmişti gizemli mektuplar kısa kısa felsefe ama sonra bunlar çoğaldı üst üstte felsefe olmaya başladı.İlgimi çeken felsefi konular güzeldi ama bazıları sıkıcıydı bana göre.Mektuplardan sonra karşılıklı konuşma halinde giden ortam daha iyiydi.Ben biraz hızlı bitirmek istedim ondan sıkıldım sanırım.Kitabın kurgusunu daha çok merak etmeye başladım.Yazarın bu düşüncesi de güzel bu şekilde kitabı merak ediyor okuyorsunuz.Benim için kurgu kısmı daha güzeldi.Kurgusu sağlamdı hiç öyle bir şey beklemiyordum garip bir şekilde birleştirdi yazar olayları.

Felsefe sevenlerin daha çok seveceğini düşündüğüm bir kitap ya da zamana yayarak okunsa daha güzel olur.Felsefe pek bana göre olmasa da yazarın kendine çeken bir kalemi var bu yüzden diğer kitaplarını da merak ediyorum özellikle İskambil Kağıtlarının Esrar'ını.

Puanım 3/5

4 Aralık 2017 Pazartesi

Aralık Ayında Okuyacaklarım


Herkese merhabalar bir yıl daha bitti bitiyor geldi Aralık ayı.Yıllık okuma sayımı 75 belirlemiştim ama başaramayacağım ne yazık ki bir ara bir iki ay hiç kitap okumadım eğer okusaydım hedefe ulaşırdım.Bu ay okuyacaklarımı ayarladım normalde okuyacaklarımı önceden belirlemem ama uzun zamandır kitaplıkta okunmayı bekleyen kitapları okuyup aradan çıkarmak hedefim.

Karışık bir okuma listesi oldu tarihi aşk,felsefe fantastik derken eğlenceli bir okuma olur umarım.Ayın ilk kitabı Sofie'nin Dünyası oldu Buyulu Ayraç sayesinde şuan onunla beraber bu kitabı okuyoruz.

En sona da Lockle Lamora'nın Yalanlarını bırakmayı düşünüyorum bakalım umarım hepsini okurum.Herkese bol kitaplı günler.

2 Aralık 2017 Cumartesi

Kasım Ayında Okuduklarım | İzlediklerim


Sanki böyle bir yazı uzun zamandır yazmıyordum düzenli okuyamadığımdan dolayı.Kitaplığımda uzun zamandır okunmayı bekleyen kitaplarımı yavaş yavaş okuyorum.Aralık ayında da istediklerimi okursam geriye arada okunacak üst üstte okumayacağım kitaplar kalıyor istediğim de buydu umarım başarabilirim.

Bu ay toplamda 6 kitap okudum fotoğrafta olmayan Kayboluş var birde kardeşimin okulla ilgili kitabı.Genel olarak okuduklarımdan memnunum favorim Hobbit oldu tabiki de :) Tess Gerritsen'le de tanıştım sonunda.
  •  Hobbit 5/5
  • Kayboluş 3.5/5
  • Gül ve Avcı 3.5 /5 
  • Cerrah 5/5
  • Incarceron 3/5
İzlediklerim de güncel takip ettiğim diziler Arrow,The Walking Dead,Mom,İstanbullu Gelin bunlar dışında vakit buldukça Stranger Things'e bakıyorum güzel gizem dolu bir dizi 80'li yıllarda geçiyor bu olay da çok güzel.Birde Vatanım Sensin'e başladık annemle vakit buldukça onu da izliyoruz.

Bu ay film izlemeye imdb maratonu ile geri döndüm.Üstlerden başladım izlemediklerimi teker teker izlemeye çalışıyorum.Bazıları sıkıcı olsa da bari ilk 100 tanesini tamamlayım diyorum.
  • Arka Pencere 1954 
  • İyi,Kötü ve Çirkin 1966
  • Yedi Samuray 1954
  • Duyguların Rengi 2011
  • Sunset Bulvarı 1950
  • Şehir Işıkları 1931
  • Bir Zamanlar Batıda 1968
  • Kıyamet 1979
  • Terminatör 1984
  • Terminatör 2 1991
  • Modern Zamanlar 1936
  • Indiana Jones Kutsal Hazine Avcıları 1981
  • Yaratık 1979
  • Zafer Yolları 1957

İzlediğim filmlerden üstünü çizdiklerim harici memnunum.Sessiz film kategorisi için Charles Chaplin'nin Şehir Işıkları'nı tavsiye ederim çok keyifli bir filmdi.Modern Zamanlar da güzeldi ama diğer filmi daha eğlenceliydi.Siyah beyaz film kategorisi için gizem istiyorsanız Arka Pencere savaş dram tarzı olsun derseniz Zafer Yolları'nı tavsiye ederim.İyi Kötü ve Çirkin için ön yargıydım kovboy filmi olduğundan ama güzel vakit geçirdim keyifliydi.Aynı şeyi Bir Zamanlar Batıda için söyleyemeceğim onu pek sevemedim karakterlerini.

Kasım ayım böyle geçti gitti geldi Aralık umarım bu ay yavaş yavaş dolu dolu geçer herkese güzel günler dilerim.

27 Kasım 2017 Pazartesi

Incarceron - Catherine Fisher


Bu Hapishane Canlı...
Bir hapishane hayal edin: Öyle büyük ki içinde hücreler ve koridorlar, ormanlar, şehirler ve denizler var.
Bir mahkûm hayal edin: Belleği yok, Dışarı’dan geldiğine emin, oysa Hapishane yüzyıllardır kapalı ve şimdiye kadar oradan kaçabilen yalnızca tek bir kişi var.
Bir kız hayal edin: Bir malikânede, zamanın yasaklandığı bir toplumda yaşıyor; bilgisayarlarla yönetilen bir 17. yüzyıl dünyasına kapatılmış, istemediği bir evliliğe mahkûm, hem korktuğu hem de gerçekleşmesini arzuladığı bir suikast komplosuna karışmış.
Biri içeride, diğeri dışarıda… Ama ikisi de tutsak.
Incarceron’u hayal edin.
Hem ürkütücü hem çok çekici ve bağımlılık yaratacak yeni bir serinin başlangıcı.
“Dikkat çekici bir fütürist roman, nefes kesici bir tempo, zekice kurgulanmış
bir olay örgüsü ve her iki mekânın tasarımında harika detaylar... Zamanlaması mükemmel, şaşırtıcı olaylar ve muhteşem bir son. Kesinlikle okunmalı.” -The Booklist
 Bana bu ay duraklama devrini yaşatan kitap sorun kitapta mı bende mi bilmiyorum.Kitap yorumlarına bakıyorum herkes bayılmış sonra kitap yurdu yorumlarına bakıyorum benimle aynı fikirde olanlar var rahatlıyorum.Konu çok güzel düşünsenize canlı bir hapishane var içindekiler hapishanede olduklarının farkında değiller dışarı diye bir yerin varlığından bir haberler ama gel gör ki işleyiş.Yazar okuyucuyu kendine bağlayamıyor bence ilk 20 sayfa ne olup bittiğini hiç anlamadım sonra anladım bu seferde isimleri birbirine yakın kullanmasından karıştırdım.Kitabı elime elıyorum okuyorum okuyorum ama bitmiyor benim için öyle bir kitaptı.

Yazarın anlatımında bir sıkıntı vardı.Daha başarılı bir yazarın elinde böyle bir konu olsa çok daha farklı şeyler ortaya çıkarırdı.İçinde aksiyon var ama ben aksiyonu hissedemedim çok umutluydum bu kitaptan ama olmadı.Benim yorumuma bakarak okumamazlık etmeyin çünkü seveni çok ben sevmedim belki siz çok seversiniz kim bilir.

Puanım 3/5

Gül ve Avcı - Asude


Evelyn Rosa Drummond, en değerli varlığı olan kalbini bu tehlikeli adama sunduğunda onun aşkına erişebileceğine inanmıştı. Oysa tüm varlığını emanet ettiği Harewood Dükü Julian Benedict Wharton tarafından bir fahişe olarak görülmek gibi korkunç bir yanılgının kurbanı olmuştu.
Ve talih, karşısına dayanılmaz bir intikam fırsatı çıkardı. Herkesin çekindiği bu tehditkâr ve gizemli adama yapılan cinayet suçlamasını ispatlayacaktı. Oysa Julian’ın en yakınına kadar sızmayı başardığında, kalbinin müthiş bir sınanmaya tabi tutulacağından habersizdi. 

Bu kitap takasla elime geçmişti daha Pabucumun Ajanı'nı okumadan önce.Yoksa ne zaman alır ya da diğerini okumamın üstünden kısa bir süre geçmişken okumazdım.Malum kitaplığımda bir an önce okuyup ayıklamam gereken kitaplar var bu da onlardan biri.Korktuğum gibi olmadı Gül ve Avcı.Historical tarzında bir roman kendisi.

Başlangıç kısmı biraz saçma başlıyor bence adamı bir kaç kere daha görüp öyle aşık olmasını isterdim.Adamı gördü beğendi ve kendisini yatağında buldu.Ara gereksiz yerleri uzatacağına yazar bu kısmı biraz daha doldurabilirdi.Hemen olayları başlatmak istedi sanırım.Evet yazar biraz uzatmış bu durumu sevmedim.Historical romanlarda 300 350 sayfası ideal bence.Çünkü zaten kitabın sonu belli olan bir tür uzatmak yersiz.Birde dikkatimi çeken bir şey var yazar lanet ve lanet olası kelimelerine takmış durumda diğer kitabında da sık sık geçiyordu burada da öyle.İlgi çekici bir konusu var ve adının da anlamı kitapta geçiyor onu özellikle yazmadım spoiler olmasın diye okuyacak olanlar için.

Puanım 3/5